Hoşgeldiniz! Bizi takip edin.

…Hoşgeldin Hayatıma…

// Ocak 23rd, 2010 // 3 Yorum » // Düşümdekiler | 47 kez okundu

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Hoşgeldim umarım hayatına, merak etme ellerimde dolu geldim :)

26 yaşına 2 gün kalmıştı ben bu satırları yazarken. Heyecanım, her zamanki gibi,  yaşamın tekerrürlerine inat tükenmeyen duyguları seninle yaşayacak olmamdı. Tüketmeyeceğiz biliyorum. Puslu duygulardan arınıp her günümün bahar tazeliğinde olduğunu hatırlattın bana. Öyle güzel düşünceler besliyorsunki hayatına dair,hayatımıza dair, insanın kendini kaptırmaması hiç elden değil…

Yılmaz Erdogan dinliyorum şuan “bir aşkı paylaşmak için çok geç” diyor , bense zamana inat bu aşk seninle  paylaşılmalıymış,daha önce neredeydin demeden alamıyorum kendimi.

Eksik birşey mi var hayatımda… Gözlerim neden sık sık dalıyor. Öyle birşey ki hemen anlatayamayacağım sanırım.Bu kez kalemime daha bir sıkı sarılıyorum. Sanırım sen yoksun yanımda şuan. Düşündükçe yokluğunu, derinden bir acı sızlatıyor içimi …  Yağmur bulutları gibi doluyum şuan. Sabret yüreğim,sabret sevdiğim düşeceğim toprağına… Rüzgarlar deliyse, benim sevgimde deli, eseceğim mutlaka yanına.

Gönlümü koymuşum güz yaprağına,sabret sevdiğim düşeceğim toprağına. Biliyorum şuan nafile serzenişlerim,ama az kaldı biliyorum.Bir ara vermek istedim yazmaya, seni en derinlerimde hissedebilmek için. Penceremi açtım , havanın ayazına inat, elimde sıcak sevdiğin bardak ile bir bardak kahve… Yeni  bir şehrin havasıyla doldururken ciğerlerimi , daha rutubetli havanın tadına varamadan,tadını almıştım ciğerlerinde nefesinin.. Ve şimdi rutubet boğazımdan ciğerlerime kadar yakıyor vücudumu… Neden mi ? Çünkü şuan yanımda değilsin…

Bir insanı sevmekle başlarmış hayat bunu en güzel sen anlattın bana.Dönüp bakınca aşka dair umutlarımıza, küçücük bir tırtılken  kelebek oluvermiş kendimizden habersiz. Birlikteyken, hayatın kanatlarındaki renklere öyle tutulmuşuzki, hayattaki tek(her) günümüzü birbirimize sunmuşuz, pişmanlık duymadan…

“Sokaklarından geçmediğim,yağmurunda ıslanmadığım şehirleri özler oldum” derdim , ama gidememiştimde hiçbir yere… Dönmüştüm dolaşmıştım yine gidememiştim … Hepsi aslında uzaktan bir sessiz sözleşmenin seslenişleriymiş, varlığının hatrına bekleyişlerimmiş… Şimdi bütün yollar sana çıkıyor…

Sana yazıyorum sensizliğin özlemiyle.İlkleri her zaman çok severim. Heyecan de, farklılık de,ne dersen de ama belki de  sana aşık olduğum kadar koyu bır tat bıraktığı içindir. Ne dersin ?

Kırılgan hayaller yok artık seninle, yazılarımın bir adresi var biliyorum. Cehennem  sıcağı düşünceler uçup gitti hayatımızdan. Dünyanın neresinde olursa olsun , bir şekere gülümseyen çocuk gibi mutluyum yanında, içimdeki pır pır hiç bitmiyor, bitmesinde…

Son sahnemizde de birlikte oynamak için çabalayacağız her daim değil mi ?

Canım’a…

O’da ne ?

// Ocak 17th, 2010 // 1 Yorum » // Lakırdı | 35 kez okundu

Geçenlerde güzel bir sürprizle karşılaştım. FriendFeed te Hakan(Dewey) güzel bir sürpriz yapmış. Son yazdığım Küp Şeker yazımı güzel bir fon müziği ile seslendirmiş. Kendisine çok teşekkür ediyorum tekrar.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Küp Şeker

// Ocak 14th, 2010 // 2 Yorum » // Düşümdekiler | 50 kez okundu

Daha güneş yükselmemişken uyandım bir sabaha daha. Uykular haram olmuş bu aralar. Geceleri ter içinde uyanmalar, korkuyla sıçramalar ve en önemlisi her uyanışta yanımda seni aramak ve bulamamak. Bunu farkettiğimden beri uyumak ne zormuş sensiz.

Pencerenin önünde oturuyorum yine. Ufukta doğacak güneşi karşılamaya hazırlanıyorum. Ocakta kaynayan suyun sesi bozuyor tüm bu sessizliği. Ağlamaklı gözlerim dalıyor sonsuzluğa bakarken. Sızlayan kalbimim atışıyla tüm bedenim sarsılıyor. İçimdeki yıkıcı depremin kaçıncı artçısını hissediyorum belli değil. Sonra pencerenin önünden kalkıp bir bardak çay alıyorum. Sıcaklığı unutup bir yudumda yanan dudaklarımın ve dilimin acısı dahi rahatsız etmiyor beni. Pencereden süzülen soğuk rüzgarın yüzümü ezip geçişi umarsızlığıma denk geliyor. Ahh diyorum kapı çalsa, hatta açılsa sen çıkıp görünsen salonun kapısında. Gözlerinde özlemin titreyişi, bakışların gözlerimi delip geçse. Şaşkınlığın esareti ile dona kalsam, kollarının arasında kendime gelsem. Kokundan derin bir nefes alıp, huzurun ne olduğunu yeniden anlasam.

Güneşin ilk ışıkları dağların ardından gözlerime doğunca anlıyorum bir kez daha yapayalnız kaldığımı. Bu yalnızlığın buz gibi etkisi havanın soğukluğunu bile azip geçiyor. Elimde soğuyan çayı farkedince yenisini almak için tekrar mutfağa dönüyorum. Kahretsin şeker bitmiş, bir tek küp şeker kalmış. Gözlerim doluyor yine, aklıma tek şekerle çay içtiğin geliyor. Keşke o olsaydı ben şekersizde içerdim diye hayıflanıyorum. Tatlı dilinden sözcüklerle hayatım tatlanırken bırak şekeri olmasın çayın diyorum. Sen gelirsin diye dokunmuyorum ona. Şimdi gelirse naparım diye.

Şimdi ulaşılamaz görünsede kalbinin esaretine boyun eğsemde, hayatın bu esareti bana sunmasının tadını çıkarıyorum. Keşke tüm esaretler kalbinde son bulsada, yüzümde senden kalan bir gülücük yer can bulsa. Özledim, özleminin canımı yakışı tarif edilemez. Geceleri uyanıp yastığıma sarılıp ağlayışlarımı görsen için için, sensizliğin açıtan yanının ne olduğunu daha iyi anlar mısın ?

Anlam(sız)

// Ocak 11th, 2010 // 5 Yorum » // Güncem | 36 kez okundu

Bu serzenişlerin bir anlamı var…

Anlamsız gibi duran her sözcüğün gizlediği bir anlam

anlamların içinde saklı bir nefes

o nefesin içinde bir huzur ve bu huzurun ardındaki gerçek SEN.

Soluduğum havanın içinde yoksan eğer, kokladığım hava senden değilse,

ve bir aşk doğmuyorsa sabahlarıma

geceleri yatmanın ne anlamı var

Yalnız(lık) SEN

// Kasım 28th, 2009 // 2 Yorum » // Düşümdekiler | 31 kez okundu

Oturdum kalem kağıt elimde yazmaya başladım yine sana. Nerden nasıl başlayacağımı bilmiyorum aslında. Kalem elimde ve kağıt üzerinde kendi yolunu çiziyor şuan. Sonucunu bende merak ediyorum senin gibi.

Sana dair yazmak, seni yazmak hem çok kolay, hem çok zor benim için. Biliyorum bu tezatlık neden diye geçiriyorsun içinden. Göz bebeklerin hayret ifadenden dolayı biraz daha büyüdü. Hatta ani bir derin nefes aldın belkide. Tezatlık sana olan duygularımdan. Tezat olan duygularım değil elbette panik yapma. Yazmaya başlayınca ardı arkası kesilmiyor bazen. Öyle yoğun olunca insan, yazacak şeylerde bitmiyor. Ama bu yoğun sevgi seli ile bende tıkanıp kalınca yazmak zor oluyor işte. Ama şu an yanımda değilsin ve ben çok yalnızım. Her an beni düşünüyorsun biliyorum. Aklında bir yığın hayal ve sen hepsini yaşıyorsun benimle. Böyle uzak olunca tenin tenimde olmayınca, inan zor herşey. Hele senli zamanları yaşadı ya bu deli gönlüm. Şimdi o tatlı anların yüreğimdeki izleriyle seni özlüyorum.

Bak yine tıkanıp kaldım. Kelimelerim sesli harflerini kaybetmiş sanki. Sana seslenmek istiyorum sesim çıkmıyor.

Gülümseyişlerini süsleyen o gözlerin gözlerimin önünden gitmiyor. Ne bekliyorsun hadi sarılsana bana diyorlar yine. Senin şefkatine ihtiyacım var bilmiyor musun diyorsun sessizce. İçim içime sığmıyor işte o zamanlarda. Sıkıca sarıyorum seni, içime hapsedercesine. “Dur nefes alamadım” desende durmak istemiyorum. Biliyorum Yalnız Sen varsın bu gönülde.

Offf. Susuyorum yine. Ama konuşmaktan vazgeçtiğim için değil. Hislerimi anlatacak bir ses bulamadığım için.

Seni Seviyorum..Benimle Kal…

28.11.2009

Bayramlar bayram değil artık

// Kasım 28th, 2009 // Yorum Yok » // Lakırdı | 125 kez okundu

Yine bir bayram günü ve ben yine yalnız geçiriyorum. Bu kaçıncı yalnız bayramım bilmiyorum. Aslında yalnız olmak benim tercihimdi ancak yinede hüzünlenmediğimi söylesem yalan olur.

Eski bayramlar diye başlayan cümleler bile sinirimi bozuyor. Hep eskiye olan özlem bitmiyor bu konuda. Aslında hak vermiyor değilim. Eski bayramların tadı hala damağımda. Peki noldu da bu hale geldi. Neden eskisi gibi değil bayramlar bile ? Sorular sorgulamalar. Bitmeyecek gibi görünüyor lâkin bir yerden irdelemeye başlamak gerek sanırım.

Hayat telaşında kapılıp gittikçe ister istemez uzaklaşıyoruz herşeyden. Ki günümüzde birçok değer duygu bu yüzden yok olmuyor mu? İnsanlar birbirlerine saygılarını kaybetmediler mi? Bir sıcak tebessümü bile çok görmüyor muyuz, tanımasakta, birine. Sevgi sözcükleri kuruyoruz sevginin kendisi bile ortada yokken. Herşeyi nesneleştiren bir yapıya büründük. Duygularımızı bile elle tutulur şeyler haline getirdir. Sahteleştirdik birbirimizi. Ama neden neden bunu yaptık? Önem listemiz mi değişti hayata karşı? Yoksa hayattan memnun değil miyiz? Ya da hayat mı bizden memnun değil. Sordukça sorası geliyor insanın. Bitmek bilmiyor değil mi sorular.

Kafam karmakarışık. Sorular o kadar çok ki hangisini cevaplayacağımı bilemiyorum. Bayram başlığı attık yazıya ama bayramdan uzaklaştık. Bu yazı bile bayramlardan ne kadar uzak kaldığımı gösterdi bir an ve daha hüzünlendim yalnızlığıma. Ki her arayana telefonda; nasılsın nasıl geçiyor diye soruşlarında, iyiyim keyfim yerinde vs diyorum içimdeki sessiz çığlığımı bastırarark. Üzmemek için sevdiklerimi. Ama şimdi ne isterdim derseniz O’nu demekten alıkoyamacağım kendimi. Yalnızlığımın son bulduğuna inandığım sevgili olsa bayramlar çifte bayram havasında geçicek biliyorum.

Hepinize iyi bayramlar…

Artık byarmları yalnız geçirmek istemiyorum. Hem de