“Aklıma düştün yine. Belli belirsiz anılar yumağı gözlerimin önünde. Geçmişten bir silüet sislerin ardında ve kulaklarımda amansız bir çınlama.”

–Bu kaçıncı hüzün mevsimi, bu matem kimin? Bu rüzgar kimin acılarını süpürüyor ve ben neden kaçıyorum? Kimim ben ya, neyim, ne için yaşıyorum, bu savaş niye?
-Yeter bee !!! Çık git zihnimden bütün düşlerimi kemiren, hayallerimi yiyen karanlığım. Sus; beynimde çığlık gibi yankılanıyor sesin.


Aklım mahşer yeri gibi. Her düşümden ayrı bir ses yükseliyor. Hangisi benim, bana ait bilemiyorum. Çıldırmamak içten değil, deliliğimse çoktan sarmış düşlerimi.

–Ya saçmalıyorsun yine. Çıldıracakmış, yok delirmişmiş. Sen düş kuramıyorsunki bunları yazasın. Sen sadece saçmalık tükürüyorsun boş kağıtlara.
-Off! Nedemeye benim yazıma konu oluyorsunki sen. Davetli misin ki bu kalemin mürekkebine de bana müdahele edebileceğini sanıyorsun.
–Bak şu akıl noksanına, sanki ben geldim yazılarına. Unuttun mu ben senin karanlığınım, hani korkuların, pişmanlıklarının yansımasıyım. Ne şanslıyım ki sende pişmanlıklar geç kalınmışlıklar devam ettikçe beni yaşatacaksın.
-Yeter!!! Hatırlatma bana hatalarımı. Geçmişin pişmanlıklarını. Sus, lütfen sus ! ! ! Hatta kapa çeneni. Mümkünse kilitli kalsın dilin dudaklarının arasında.

Niye kavga ediyor bunlar yine. Ya ben hangisiyim acaba. Benimde aklım karıştı şimdi. Bunlar ben olabilir miyim(!) Yok canım daha neler.

–Al işte. Bu da kendini bambaşkası sanıyor. Uyan, uyan! Yıllardır görmemezlikten geliyorsun ya bizi. Hani kafanı çeviriyorsun duymamak için. Artık aç kulaklarını ve iyi dinle. Sen kaybedenlerin yüzkarasısın. Sana anlatmaya çalıştım yıllarca. Yüzüne vurdum hatalarını, geç kalmışlıklarını. Ama yok sen çok bilmişsin ya. Kendiyle barışıksın. Herşeyin üstesinden gelirsin. Böyle mi üstesinden geldin sorunlarının. Görmezlikten gelerek, vazgeçerek, yolundan dönerek.
-Ya ben hangi günahın bedelini ödüyorum ki şimdi. Sen nenden felaket tellallığa yapıyorsun. Ya sen ben değil misin? Neden acıtıyorsun ki canımı?

Siz neden bahsediyorsunuz. Bak sen şunlara ya. Yok hatalarımı görmemişim, duymamış seslerini kaçmışım. Yok Günahlarım varmış, bedel ödüyormuşum. Ben gayet mutluyum. Sorunlarım olmadıki benim bedel ödeyeyim. Kaybetmedimki hiç.

*Susun üçünüzde. Hepinizde benimsiniz, bensiniz. Ama durmak nedir bilmezsiniz. Yıllardır kemirdiniz yediniz beni be. Didişip durdunuz. Hanginizi dinlesem acılara boğuldum. Korkulara yenik düştüm.

Gel sevgilim gel. Gidelim biz. Bunları bir akıl hastanesini götürelim. Anılarımızı yaşayalım rahat rahat. Bunlarla ölüm bile zor.

–Sevgilim mi? Hani şu yıllarca sevdim dediğin. Hiç aramadığın aramaya korktuğun. Şimdi de onunla mı konuşuyorsun bizden kaçmak için. Sen yalnız ölüyorsun akıllım. Uyan artık!
-Ölüryor muyum? Hayır, hayır ölemem. Sen beni korkutuyorsun yine. Biliyorsun korktuğumu, kullanıyorsun dimi.

Ölmüyoruz sakin olun. Ben hiç öldüğümü düşünmüyorum. Bakın her taraf ne güzel. Huzur dolu. Şşşt! Kime diyorum cevap versenize…

— …
-…
*…

10.11.2007
ne_o