Tagged with " aşk"

Bir Kadın Sevdim

bir kadın sevdim
bir kadına aşık oldum
bir kadına ilk bakışta tutuldum
vuruldum…
bir kadın ki beni benden aldı
bir kadın ki kollarında can buldum
sözlerinde hayat buldum
dokunuşlarıyla mest oldum
bir kadın sevdim
adını aşk koydum
adını biz koydum
adını tutku koydum
bir kadın sevdim
yolun sonuna elele yürüdüğümüz
geceleri birbirimize sardığımız
sabahları kokusuyla uyandığım
bir kadın sevdim
zamanı durduran
tüm zamanlarımın sahibi olan
bu benliği alıp götüren…
bir kadın sevdim

Aşk Mektupları – Halil Cibran

[singlepic id=42]

Lübnanlı olup Amerika’da yaşayan Halil Cibran’ın Filistin’de doğan Mey Ziyade ile mektuplaşmalarını içeriyor kitap. Halil Cibran ölene dek yaklaşık 20 yıl devam ediyor bu yazışmalar. İşin ilginç yanı, ikisi de birbirini hiç görmüyor..

Uzun bir zaman önce okuduğum okurken büyük keyif aldığım bu kitabı şimdi tekrar okumaya başladım. Mutlaka okuyunuz…

İşte o harika eserden bir bölüm..

“Keşke sesimi kanatlandırmak ve mırıltılarımı şarkılara döndürmek için burada olsaydın. Yine de “yabancılar” arasındayken görünmez bir “dostum” beni dinleyip tatlılık ve duyarlılıkla gülümsediğini bilerek konuşacağım.”

“Sana karşı taşmalarım – ne demek bu? Bütün bunlarla ne demek istediğimi gerçekten bilmiyorum. Ama senin sevdiğim olduğunu ve sevgiye saygı duyduğumu biliyorum. Şunu tamamen bilerek söylüyorum ki, aşk en azından büyüktür. Aşkın eşlik ettiği yoksulluk ve sıkıntılar sevgisiz zengilikten çok daha iyidir. Bu düşünceleri sana itiraf etmeye nasıl cesaret edebiliyorum? Böyle yaparak onları yitiriyorum… yine de bunu yapmaya cesaret ediyorum. Tanrı’ya şükürler olsun ki bunları söylemeyip yazıyorum, çünkü şu anda burada olsan, hemen geri çekilip uzunca bir süre senden kaçarım ve söylediklerimi unutuncaya kadar da beni görmene izin vermem. … Güneş ufukta kayboldu, harika şekilli güzel bulutların arasından parlak tek bir yıldız belirdi, Venüs, Aşk Tanrıçası. Bu yıldızda bizim gibi aşk ve arzuyla dolu insanlar mı oturur acaba? Acaba Venüs de benim gibimi ve kendi Cibran’ı mı var -kendi uzakta ama aslında çok yakında olan güzel varlık- ve acaba o da şu anda, ufukta titreyen alacakaranlıkta, alacakaranlığı karanlığın izleyeceğini ve karanlığı ışığın izleyeceğini ve günü gecenin izleyeceğini ve geceyi günün izleyeceğini ve sevdiğini görmeden önce bunun defalarca tekrarlanacağını bilerek ona mektup mu yazıyor? Ve böylece alacakaranlığın ve gecenin bütün yanlızlığı hiç sezdirmeden ona yanaşıyor. O zaman o anda elindeki kalemi alacak ve karanlıktan, bir adım kalkanına sığınacak: Cibran

Bazen uzakta olan bir dost, yakında elinizin altında olan bir arkadaştan daha iyidir

Her ruhun bir mevsimi vardır. Ruhun kışı ne baharı gibidir ne de yazı sonbaharı gibi

Benliğin tüm özellikleri içinde karamsarlıktan daha kötüsü yok. Hayatta hiçbir şey kişinin kendisine “sen yenildin” demesinden daha zor bir şey olamaz.
…karamsarlık sesi olmayan, sessiz bir histir.”

Bir Şizofrenin Ölümü

“Aklıma düştün yine. Belli belirsiz anılar yumağı gözlerimin önünde. Geçmişten bir silüet sislerin ardında ve kulaklarımda amansız bir çınlama.”

–Bu kaçıncı hüzün mevsimi, bu matem kimin? Bu rüzgar kimin acılarını süpürüyor ve ben neden kaçıyorum? Kimim ben ya, neyim, ne için yaşıyorum, bu savaş niye?
-Yeter bee !!! Çık git zihnimden bütün düşlerimi kemiren, hayallerimi yiyen karanlığım. Sus; beynimde çığlık gibi yankılanıyor sesin.

Read more »

Saçmalıklar Tükürülen Geceden…

Saçmalıklar tükürülen bir geceden….

Korkuyorum. Hemde çok. Islak bir kedi gibi bir köşede tirtir titriyorum. Ürkek bakışlarım karanlığın içinde seni arıyor.

Nerdesin ? ? ?

Evet nerdesin, nerelerdesin benim kaybolan sevgim. Mevsimler girdi aramıza ve senden tek bir ses bile yok kulaklarımda çınlayan. Özledim seni dedikçe boğazımda düğümlenen heveslerim sadece ellerimde kalan. Bekliyorum bilmediklerimi sanki. Sessiz çığlıklar atıyorum saçmalayan sesimle.

Korkuyorum. Bedenim kendi kendi zehirliyor. Ruhum satılmış. Kaçıncı kez kürek mahkumu oluyorum sevdanda. Sonsuzluğum oluyor tüm cezalar. Senin yolunda korkutmuyor ya ölüm beni, ama belirsizlik kemiriyor düşlerimi. Düşüşlerimde paramparça oluyorum tutmadığın için beni. N’olur tutsan sende ellerimi, sımsıkı sarsan n’olur.

Sen…
Ben…
Nerdeyiz şimdi…

Takvimler ömrümüzden çalarken günleri, hayat seni benden günbe gün uzaklaştırıyor. Kaybediyorum sanki seni. Avuçlarımın arasından kayıp giden su misali. Tutamıyorum, sıkıp avuçlarımın içine hapsedemiyorum. Kahrediyor bu benliğimi. Ağlamayı bile beceremiyorum. Tıkanıp kalıyor tüm duygularım gözlerimde.

Gözlerimin önünde siluetinle yapayalnızım. Her uzandığımda sana, bulanıklaşıyor herşey. Hıçkıra hıçkıra sarılmak istiyorum sana. Off benim sersefil aşkım off. Ben kayboluyorum. Sen hala yoksun…ve silik bir yaşam izi kadar değersizleşiyor sanki tüm yaşamım..

Hadi duy benim serzenişlerimi, hıçkırıklarımı. Tek isteğim bir kaç cümle. Peşinden tüm dünya ya karşı dik durabileceğim yine. Çok mu zor sevgili, söyle benim yanımda yürümek çok mu zor. Yanımda hissetmek istiyorum sadece seni.

Sadece seni dinlemek istiyorum.

“Seninleyim…”

01.12.2007

ne_o

Sayfalar:12»