Yolculuk
// Şubat 17th, 2010 // 4 Yorum » // Düşümdekiler
“Bir adım atmakla başlarmış herşey. Yalansız dolansız bir sefere çıkmak. Göreceklerini, yaşayacaklarını bilmeden, tahmin etmeden yola koyulmak. Sadece sonunun güzelliğini bilmek.”
Bir bahar günü sessiz harflerime ses katarak merhaba dedin bana. Uzun zamandır sesi çıkmıyormuş cümlelerimin de, hiç farkında bile değilmişin sen gelene kadar. -Oysaki avazım çıktığı kadar bağırdığımı sanıyordum,aldanmışım !- Sessizliğime ses oldun önce, sonra gökkuşağının renklerini serptin karalar bağlayan hayallerime.Bir anda en güzel kırmızılar, sarılar, yeşiller, maviler sardı etrafımızı. Ne güzel oluyormuş renklere bürününce dünya. Ah benim biçare yalnızlığım, sen gelince son bulacaktı. Öyleyse bir merhaba da benden sana olsun sevgili, HOŞGELDİN ! ! !
Yol hikayeleri hep ilgi çekici olmuştur. Yollara dair anlatılan hikayeler, yaşanmışlıklarda ayrı bir samimiyet, ayrı bir heyecan vardır ve hep bizim hoşumuza gitmiştir bu hikayeler. Ama birgün kendi hikayemi anlatacağım, kelimelerle süsleyeceğim hiç aklıma gelmemişti. Ben yolları da, yolculuklara dair umutlarımı da unutmuştum. Her yola çıkışın hüsranı beni unutmaya zorlamıştı. Yalnız yola çıkmanın acısı ile bilinmedik bir durakta yalnızlık sanrıları içinde öylesine beklemekteydim. Beklemekteydim diyorum çünkü artık bir yol macerasına başladım. Elbetteki seninle. Peki neydi seninle bu yola çıkma amacı ? Neden SEN ? Gönlüm, seninkinden daha çok yakışan bir gönül bulmamış daha önce. Aşkın külfet ve ızdırap yumağı olmadığını, yaşanılası en güzel, en yoğun his olduğunu bilmemiş. Ki aşk adına nutuklar veren atıp tutan ben ne çok yanılmışım. İnsan böyle sevdaya düşmeyince bilmezmiş derler, ne kadar da doğruymuş.
Yarım yamalak yalnızlık sancıları arasında elimi tutan ellerin, bizi alıp götürüyor şimdi bilinmedik duraklara. Seninle çıkılan yolculuklar ne de güzel be sevgilim. Her adımda bambaşka bir öykünün gizlendiği, her durağında sevdaların gizli olduğu bizim yolculuğumuz. Bak bir anda cümleler benden bize döndü bile. Ki yazarda öyle söylememiş mi; Âşık, bencillik kisvesinden sıyrılıp biz elbisesini giyen kişidir. Sen bana/bize bu güzel imkanı sundu(k)n. Şimdi bir olmanın ne ehemmiyeti var. Birlikte tadına varılan duyguların tek başına ne önemi var.
Yollar hiç bitmeyecek biz nefes aldığımız sürece, biliyorum. Peki sonuna erdirebilecek miyiz bu yolu ? Ne dersin baş edebilecek misin bu huysuz adamla ? Kendinden önce seni düşünen madde ve varlıktan öte ruhunu, kalbini, benliğini seven benimle sonuna kadar gidecek misin?












