Biraz Saygı

Değişim. Son 10 aylık süreçte hayatımda kişiliğimde birçok değişimi bende hayretler içerisinde izledim. Bunda sevdiceğimin büyük bir etkisi olduğu ortada. Ama bunun dışında düşüncelerimde artık daha da kesinleşen yargılarımın olması, eskiye nazaranla değer verdiğim olgulara yapılan hakaretlere tahammülsüzlüğüm hat safhada. Her zaman şunu bilir şunu söylerim, ne olursa olsun, inanmadığım benimsemediğim bir düşünce için dahi olsa yorum yapmama taraftarıyım. Çünkü ben inanmıyorum diye yanlış, hatalı olmayacak ve en nihayetinde birileri için önem arzeden şeyler olabilecek. Bu noktada saygı çerçevesine dikkat edilmesi gerektiği kanısındayım.

Gazetelerde, haberlerde, sosyal medyada insanlar inanmadıkları için bir çok konu hakkında bilip bilmeden, sırf bu konuyu önemseyen kişileri rahatsız, huzursuz etmek adına fütûrsuzca sözlerini sarfedebiliyorlar. Ki bunu yapan kişiler kendilerini çağdaş, aydın olarak etiketliyorlar. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz, fikirlerimizi değer yargılarımızı benimseyip kabul etmekte. Yoksa bu insan olmanın ötesinde bir durum oluşturur. Kendi aklı ve hür iradesi ile herkes her doğru bildiği şey hakkında konuşabilir. Ama bu özgürlük ve serbestlik kimseye bir başkasına ve/veya düşüncelerine saygısızlık yapma hakkını vermez.

Toplum olarak olayları olduğu gibi algılamaktan çok uzağız. Mutlaka öküz altında buzağı ararız. Bir kez bile olsun olayları olduğu gibi görmek istemeyiz. Bu aklıma hemen şu sözü getiriyor -kişi karşısındakini kendisi gibi sanırmış-. Elbetteki buradan şu anlaşılmasın, gözlerimi olup bitenlere kapayıp, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı ile hiçbir şey ile ilgilenmeyelim. Ki o yılan dokunacak kimse kalmayınca eninde sonunda bize de dokunacaktır. Bütün bunlar olup biterken, karşımızdakine saygı duymak çok mu zor. Sonuçta kimse dört dörtlük değil. Hepimiz kusurluyuz ve hayatı yaşanılası kılanda bu. Farklılıklarımız ile yaşayıp bunlara saygı gösterip bu şekilde yaşamak varken, devamlı ortada olmasada, vatan, millet, din, iman diye insanların hassas oldukları konulara dokunarak, hakaret ederek nereye varabiliriz. İşte bu nedenle ayrımlar çıkmıyor mu ? Dil, din, ırk ayrımları ile galeyana getirilip, birbirimize düşmüyor muyuz ? Hiç kimse bir başka kişinin inanmadığı değerlere inanma mecburiyeti var mı ? Eee o zaman. Herkes dilediği gibi yaşayabiliyorken, sırf çıkarlarımıza uymuyor diye diğer düşüncelere saldırmamız mı lazım ? Bu kadar mı nefret ediyoruz ?

Her ne olursa olsun, hangi düşünceyi savunursanız savunun, hiçbir düşüncenin bir diğerine üstünlüğü yok, aynı insanların birbirilerine üstünlüğü olmadığı gibi.

1 Comment

  • süper bir yazı olmuş….meğine,yüreğine,beynine,kalemine sağlık…

Got anything to say? Go ahead and leave a comment!