Düşümdekiler’ kategorisi için Arşiv

Kayıptı Ruhumun Atlası – I

// Mart 2nd, 2010 // 8 Yorum » // Düşümdekiler

Pusulası şaşmış, rotası bozuk bir gemiydi ruhum.

Alaboralar arasında, fırtınalara direniyordu pervasızca.

Dur dedi bir ses, bu dalgalar boyunu aşıyor.

Tek başına hangi dalgaya meydan okuyorsun.

(daha fazla…)

Yolculuk

// Şubat 17th, 2010 // 4 Yorum » // Düşümdekiler

“Bir adım atmakla başlarmış herşey. Yalansız dolansız bir sefere çıkmak. Göreceklerini, yaşayacaklarını bilmeden, tahmin etmeden yola koyulmak. Sadece sonunun güzelliğini bilmek.”


Bir bahar günü sessiz harflerime ses katarak merhaba dedin bana. Uzun zamandır sesi çıkmıyormuş cümlelerimin de, hiç farkında bile değilmişin sen gelene kadar. -Oysaki avazım çıktığı kadar bağırdığımı sanıyordum,aldanmışım !- Sessizliğime ses oldun önce, sonra gökkuşağının renklerini serptin karalar bağlayan hayallerime.Bir anda en güzel kırmızılar, sarılar, yeşiller, maviler sardı etrafımızı. Ne güzel oluyormuş renklere bürününce dünya. Ah benim biçare yalnızlığım, sen gelince son bulacaktı. Öyleyse bir merhaba da benden sana olsun sevgili, HOŞGELDİN ! ! !

Yol hikayeleri hep ilgi çekici olmuştur. Yollara dair anlatılan hikayeler, yaşanmışlıklarda ayrı bir samimiyet, ayrı bir heyecan vardır ve hep bizim hoşumuza gitmiştir bu hikayeler. Ama birgün kendi hikayemi anlatacağım, kelimelerle süsleyeceğim hiç aklıma gelmemişti. Ben yolları da, yolculuklara dair umutlarımı da unutmuştum. Her yola çıkışın hüsranı beni unutmaya zorlamıştı. Yalnız yola çıkmanın acısı ile bilinmedik bir durakta yalnızlık sanrıları içinde öylesine beklemekteydim. Beklemekteydim diyorum çünkü artık bir yol macerasına başladım. Elbetteki seninle. Peki neydi seninle bu yola çıkma amacı ? Neden SEN ? Gönlüm, seninkinden daha çok yakışan bir gönül bulmamış daha önce. Aşkın külfet ve ızdırap yumağı olmadığını, yaşanılası en güzel, en yoğun his olduğunu bilmemiş. Ki aşk adına nutuklar veren atıp tutan ben ne çok yanılmışım. İnsan böyle sevdaya düşmeyince bilmezmiş derler, ne kadar da doğruymuş.

Yarım yamalak yalnızlık sancıları arasında elimi tutan ellerin, bizi alıp götürüyor şimdi bilinmedik duraklara. Seninle çıkılan yolculuklar ne de güzel be sevgilim. Her adımda bambaşka bir öykünün gizlendiği, her durağında sevdaların gizli olduğu bizim yolculuğumuz. Bak bir anda cümleler benden bize döndü bile. Ki yazarda öyle söylememiş mi; Âşık, bencillik kisvesinden sıyrılıp biz elbisesini giyen kişidir.  Sen bana/bize bu güzel imkanı sundu(k)n. Şimdi bir olmanın ne ehemmiyeti var. Birlikte tadına varılan duyguların tek başına ne önemi var.

Yollar hiç bitmeyecek biz nefes aldığımız sürece, biliyorum. Peki sonuna erdirebilecek miyiz bu yolu ? Ne dersin baş edebilecek misin bu huysuz adamla ? Kendinden önce seni düşünen madde ve varlıktan öte ruhunu, kalbini, benliğini seven benimle sonuna kadar gidecek misin?

…Hoşgeldin Hayatıma…

// Ocak 23rd, 2010 // 3 Yorum » // Düşümdekiler

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Hoşgeldim umarım hayatına, merak etme ellerimde dolu geldim :)

26 yaşına 2 gün kalmıştı ben bu satırları yazarken. Heyecanım, her zamanki gibi,  yaşamın tekerrürlerine inat tükenmeyen duyguları seninle yaşayacak olmamdı. Tüketmeyeceğiz biliyorum. Puslu duygulardan arınıp her günümün bahar tazeliğinde olduğunu hatırlattın bana. Öyle güzel düşünceler besliyorsunki hayatına dair,hayatımıza dair, insanın kendini kaptırmaması hiç elden değil…

Yılmaz Erdogan dinliyorum şuan “bir aşkı paylaşmak için çok geç” diyor , bense zamana inat bu aşk seninle  paylaşılmalıymış,daha önce neredeydin demeden alamıyorum kendimi.

Eksik birşey mi var hayatımda… Gözlerim neden sık sık dalıyor. Öyle birşey ki hemen anlatayamayacağım sanırım.Bu kez kalemime daha bir sıkı sarılıyorum. Sanırım sen yoksun yanımda şuan. Düşündükçe yokluğunu, derinden bir acı sızlatıyor içimi …  Yağmur bulutları gibi doluyum şuan. Sabret yüreğim,sabret sevdiğim düşeceğim toprağına… Rüzgarlar deliyse, benim sevgimde deli, eseceğim mutlaka yanına.

Gönlümü koymuşum güz yaprağına,sabret sevdiğim düşeceğim toprağına. Biliyorum şuan nafile serzenişlerim,ama az kaldı biliyorum.Bir ara vermek istedim yazmaya, seni en derinlerimde hissedebilmek için. Penceremi açtım , havanın ayazına inat, elimde sıcak sevdiğin bardak ile bir bardak kahve… Yeni  bir şehrin havasıyla doldururken ciğerlerimi , daha rutubetli havanın tadına varamadan,tadını almıştım ciğerlerinde nefesinin.. Ve şimdi rutubet boğazımdan ciğerlerime kadar yakıyor vücudumu… Neden mi ? Çünkü şuan yanımda değilsin…

Bir insanı sevmekle başlarmış hayat bunu en güzel sen anlattın bana.Dönüp bakınca aşka dair umutlarımıza, küçücük bir tırtılken  kelebek oluvermiş kendimizden habersiz. Birlikteyken, hayatın kanatlarındaki renklere öyle tutulmuşuzki, hayattaki tek(her) günümüzü birbirimize sunmuşuz, pişmanlık duymadan…

“Sokaklarından geçmediğim,yağmurunda ıslanmadığım şehirleri özler oldum” derdim , ama gidememiştimde hiçbir yere… Dönmüştüm dolaşmıştım yine gidememiştim … Hepsi aslında uzaktan bir sessiz sözleşmenin seslenişleriymiş, varlığının hatrına bekleyişlerimmiş… Şimdi bütün yollar sana çıkıyor…

Sana yazıyorum sensizliğin özlemiyle.İlkleri her zaman çok severim. Heyecan de, farklılık de,ne dersen de ama belki de  sana aşık olduğum kadar koyu bır tat bıraktığı içindir. Ne dersin ?

Kırılgan hayaller yok artık seninle, yazılarımın bir adresi var biliyorum. Cehennem  sıcağı düşünceler uçup gitti hayatımızdan. Dünyanın neresinde olursa olsun , bir şekere gülümseyen çocuk gibi mutluyum yanında, içimdeki pır pır hiç bitmiyor, bitmesinde…

Son sahnemizde de birlikte oynamak için çabalayacağız her daim değil mi ?

Canım’a…

Küp Şeker

// Ocak 14th, 2010 // 2 Yorum » // Düşümdekiler

Daha güneş yükselmemişken uyandım bir sabaha daha. Uykular haram olmuş bu aralar. Geceleri ter içinde uyanmalar, korkuyla sıçramalar ve en önemlisi her uyanışta yanımda seni aramak ve bulamamak. Bunu farkettiğimden beri uyumak ne zormuş sensiz.

Pencerenin önünde oturuyorum yine. Ufukta doğacak güneşi karşılamaya hazırlanıyorum. Ocakta kaynayan suyun sesi bozuyor tüm bu sessizliği. Ağlamaklı gözlerim dalıyor sonsuzluğa bakarken. Sızlayan kalbimim atışıyla tüm bedenim sarsılıyor. İçimdeki yıkıcı depremin kaçıncı artçısını hissediyorum belli değil. Sonra pencerenin önünden kalkıp bir bardak çay alıyorum. Sıcaklığı unutup bir yudumda yanan dudaklarımın ve dilimin acısı dahi rahatsız etmiyor beni. Pencereden süzülen soğuk rüzgarın yüzümü ezip geçişi umarsızlığıma denk geliyor. Ahh diyorum kapı çalsa, hatta açılsa sen çıkıp görünsen salonun kapısında. Gözlerinde özlemin titreyişi, bakışların gözlerimi delip geçse. Şaşkınlığın esareti ile dona kalsam, kollarının arasında kendime gelsem. Kokundan derin bir nefes alıp, huzurun ne olduğunu yeniden anlasam.

Güneşin ilk ışıkları dağların ardından gözlerime doğunca anlıyorum bir kez daha yapayalnız kaldığımı. Bu yalnızlığın buz gibi etkisi havanın soğukluğunu bile azip geçiyor. Elimde soğuyan çayı farkedince yenisini almak için tekrar mutfağa dönüyorum. Kahretsin şeker bitmiş, bir tek küp şeker kalmış. Gözlerim doluyor yine, aklıma tek şekerle çay içtiğin geliyor. Keşke o olsaydı ben şekersizde içerdim diye hayıflanıyorum. Tatlı dilinden sözcüklerle hayatım tatlanırken bırak şekeri olmasın çayın diyorum. Sen gelirsin diye dokunmuyorum ona. Şimdi gelirse naparım diye.

Şimdi ulaşılamaz görünsede kalbinin esaretine boyun eğsemde, hayatın bu esareti bana sunmasının tadını çıkarıyorum. Keşke tüm esaretler kalbinde son bulsada, yüzümde senden kalan bir gülücük yer can bulsa. Özledim, özleminin canımı yakışı tarif edilemez. Geceleri uyanıp yastığıma sarılıp ağlayışlarımı görsen için için, sensizliğin açıtan yanının ne olduğunu daha iyi anlar mısın ?

Yalnız(lık) SEN

// Kasım 28th, 2009 // 2 Yorum » // Düşümdekiler

Oturdum kalem kağıt elimde yazmaya başladım yine sana. Nerden nasıl başlayacağımı bilmiyorum aslında. Kalem elimde ve kağıt üzerinde kendi yolunu çiziyor şuan. Sonucunu bende merak ediyorum senin gibi.

Sana dair yazmak, seni yazmak hem çok kolay, hem çok zor benim için. Biliyorum bu tezatlık neden diye geçiriyorsun içinden. Göz bebeklerin hayret ifadenden dolayı biraz daha büyüdü. Hatta ani bir derin nefes aldın belkide. Tezatlık sana olan duygularımdan. Tezat olan duygularım değil elbette panik yapma. Yazmaya başlayınca ardı arkası kesilmiyor bazen. Öyle yoğun olunca insan, yazacak şeylerde bitmiyor. Ama bu yoğun sevgi seli ile bende tıkanıp kalınca yazmak zor oluyor işte. Ama şu an yanımda değilsin ve ben çok yalnızım. Her an beni düşünüyorsun biliyorum. Aklında bir yığın hayal ve sen hepsini yaşıyorsun benimle. Böyle uzak olunca tenin tenimde olmayınca, inan zor herşey. Hele senli zamanları yaşadı ya bu deli gönlüm. Şimdi o tatlı anların yüreğimdeki izleriyle seni özlüyorum.

Bak yine tıkanıp kaldım. Kelimelerim sesli harflerini kaybetmiş sanki. Sana seslenmek istiyorum sesim çıkmıyor.

Gülümseyişlerini süsleyen o gözlerin gözlerimin önünden gitmiyor. Ne bekliyorsun hadi sarılsana bana diyorlar yine. Senin şefkatine ihtiyacım var bilmiyor musun diyorsun sessizce. İçim içime sığmıyor işte o zamanlarda. Sıkıca sarıyorum seni, içime hapsedercesine. “Dur nefes alamadım” desende durmak istemiyorum. Biliyorum Yalnız Sen varsın bu gönülde.

Offf. Susuyorum yine. Ama konuşmaktan vazgeçtiğim için değil. Hislerimi anlatacak bir ses bulamadığım için.

Seni Seviyorum..Benimle Kal…

28.11.2009

Sus ! ! !

// Kasım 19th, 2009 // Yorum Yok » // Düşümdekiler

sus simdi…
sana anlatacagim umutları dinle. anla ve sev herseyiyle…
korkma. sakın korkma. yarınlara gidecek gucumuz var bizim..
yarınlarla savaşacakta.. ne onlardan korkuyorum ne de yarınlardan.
korkuyorsam bilki senin yoklugundan bir tek.
ne sevgisizlik ne de caresizlik benimkisi. birtek sensizlik.

bugun bu heyecana esir oluyorsam senin yuzunden. yalnız senin sevginden bu titreyişlerim.

kapatma kacırma gozlerine sonsuzlugumuzdan. ne olacaksa olsun gelecege dair. yeterki sensiz olmasın.
biz boylesine yanıyorsak sence bosuna mı sevgili?
bosunamı titreyişler, kayboluşlar..
sen diye haykıran bu gonlum bosuna mı direniyor senin için.
HAYIR. hayır asla değil. asla boş değil.
nasıl goz ardı ediebilir ki bu duygu seli.
nasıl hiçe sayılır benim senin için yanışlarım.

oysaki uyumaya korkar olan ben değilmiyim. sabahlara kadar seni dusunmek için uykusuz kalan. her uykusuzluguma kızan sen değilmisin..

şimdi canımı acıtırcasına atıyorsa bu kalp. bizim için sadece.
sadece senin bir gülüşünü tebessümünü yaşamak için.
yüzündü huzurumuzu gormek için.

hadi şimdi gulumse herşeye inat ve herkese baş kaldırıcasına haykır o sozcukleri.

17.11.2009 – sevgiliye ithafen