Aşk üzerine yazılan yazıların ucu bucağı yoktur. Her dileyen, bu duyguyu ruhunda hisseden mutlaka bir şeyler karalamıştır. Edebi olanları olmayanları, ebedi olanları, olmayanları aklınıza her türlüsü gelebilir. Aslında duyguların yazıya dökülmesi ifade edilmesinin zorluğundan da ileri gelir. Kimisi için duygularından bahsetmek seslendirmek zordur. Yazmak en basit kaçış yolu. Peki ben ne yazacağım acaba ? Bunu bende merak etmiyor değilim. O yüzden planlamadan içimden geldiği gibi akıp gidecek satırlar. Eğer kopukluk, anlam karmaşası olursa şimiden affola
Güncem’e Düşenler – 2
Biraz Saygı
Değişim. Son 10 aylık süreçte hayatımda kişiliğimde birçok değişimi bende hayretler içerisinde izledim. Bunda sevdiceğimin büyük bir etkisi olduğu ortada. Ama bunun dışında düşüncelerimde artık daha da kesinleşen yargılarımın olması, eskiye nazaranla değer verdiğim olgulara yapılan hakaretlere tahammülsüzlüğüm hat safhada. Her zaman şunu bilir şunu söylerim, ne olursa olsun, inanmadığım benimsemediğim bir düşünce için dahi olsa yorum yapmama taraftarıyım. Çünkü ben inanmıyorum diye yanlış, hatalı olmayacak ve en nihayetinde birileri için önem arzeden şeyler olabilecek. Bu noktada saygı çerçevesine dikkat edilmesi gerektiği kanısındayım.
Güncem’e Düşenler
Yazmak isteyip aklımda zihnimde dolanan sözcüklerle savaşa durayım, herşey karmaşık bu aralar. Devamlı bir yazma isteği ama bir türlü başlayamama sorunu benimkisi. Belki laf salatası yapacağım endişesi ve korkusu. Yoğun duyguların içinde kıvrınıp durmanın sonucu hepsi sanırım. O yüzden bu yazıda aklıma düşen, canımı sıkan konular hakkında birkaç satır dile getirmek istiyorum.








